İki gözüm, beni mazur görün; mektubunuza ancak şimdi cevap verebiliyorum. Resmi işlerim tahmin ettiğiniz gibi çoktur. Fakat sizin için ve edebiyat için, iki elim kanda olsa yine vakit bulurum.
...Mesela bir gün –çok zaman evvel- arkadaşlarımızdan biri bana demişti ki:”Senin kahramanların hep ortadan aşağı yani médiocre [düşük, vasat] tiplerdir. Halbuki sen kendin ince hisli bir sanatkârsın. Onlara kendinden bir şey katmıyor musun?” Hiç şüphesiz katıyorum –onlara merhametimi ve méprismi [küçümseme, hor görü] katıyorum. Ne yapayım ki ideal bir romanın kahramanına hiç rast gelmedim ve insanları daima gündelik yaşayışlarının içinde, birtakım küçük ihtiraslarla çırpınır gördüm.
Bir gün de bir hanım bana dedi ki: “Yakup Kadri Bey, siz anlaşılan hayatınızda hep kötü kadınlara rast gelmişsiniz. Onları hep behimi instinctif [içgüdüsel] taraflarından görüyorsunuz. Hemen bütün romanlarınızdaki kadınların hiçbiri faziletli değil. Bu sizin kadınlar hakkındaki yanlış telakkinizi gösteriyor.” Bu da ispat ediyor ki, ben kadın olsun, erkek olsun insanı daima pesimist bir zaviyeden ve mépris [küçümseme hor görü] ile müşahede etmişimdir. Halbuki, size samimi bir itirafta bulunacağım. Hayatta hiç de böyle değilimdir. İnsanlara karşı ilk hareketim hudutsuz bir sempatidir, hudutsuz bir emniyettir. Hatta bu sempati ve bu emniyetin bazen beni gülünç vaziyetlere düşürerek (safderunane bir samimiyet) şeklini aldığını görmüşümdür. Belki biraz ondan romanlarımda insanlardan intikam almayı istiyorum. Bu bende hayattaki déception’larımın [düş kırıklığı] bir aksülameli [tepkisi] olsa gerektir. Çünkü ne kadar olsa yaşarken kalbimle, yazarken kafamla yazıyorum.
...
Çok derin sempatime inanmanızı dilerim, iki gözüm kardeşim.
Yakup Kadri.
[Yakup Kadri bu mektubunu, çok sevdiği Hasan-Âli Yücel’e yazmıştır.]
Yakup Kadri’den Hasan-Âli Yücel’e Mektuplar, Haz. Canan Yücel Eronat, s. 31, 32, 33, YKY 1996 İstanbul.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder